Afet riski taşıyan binaların dönüşümleri bir an önce sağlanmalıdır.

Adana Yapı Müteahhitleri Derneği (AYAMDER) Başkanı Mustafa Fidan Vursavuş

İlk çağlarda mağaradan başlayıp bugünkü modern yapılara varıncaya kadar içinde yaşadığımız mekanlara kısaca konut dedik. Bunların çeşitleri de ihtiyaca göre değişiklikler göstererek konut yelpazesini renklendirdi, çoğalttı.

Zaman geldi, gün geldi bu konutlarla doldurduğumuz kentlerde güvensiz yaşam başladı. Bunu da düzeltebilmek için, adına dönüşüm dediğimiz bir metotla bu konutları yenileme yollarına gittik. Ancak halk arasında ‘kentsel dönüşüm’ olarak bilinen bu uygulamanın aslında kentleri ne kadar doğru dönüştürüp dönüştürmediğini zaman gösterecek. Doğru mu yapıyoruz yoksa yanlış mı?

Aslında aklın yolu bir… Deprem kuşağında olup da afet riski taşıyan binaların dönüşümleri bir an önce sağlanmalıdır. Ancak ne yazık ki bunu yaparken bile bir dizi sıkıntıları beraberinde yeni kuşaklara sorun olarak bırakıyoruz. Yazımı okuyan sizlerden duyar gibi oluyorum. Başta otopark sorunu, yeşil alan sorunu, altyapı sorunu, kent içi trafiğe olan yük sorunu vs. Peki bunların hepsi bir seferde çözülemez miydi? Tabi ki çözülürdü. Parsel bazında dönüşüm yerine, parsellerin yan parsellerle büyütülüp belli bir metrekare oranına geldiğinde bir takım kazançlar mülk sahiplerine sağlansaydı, en azından otopark ve yeşil alan sorununa çözüm sağlamış olurduk. Bu çok nettir. Ayrıca, bu şekilde yapılmaya çalışılan yık-yap mantığıyla yapılan dönüşümler yaşanmaz boyuttaki konutların üretilmesine sebep olmaktadır. Daha önceki daire ebatlarının neredeyse yarısı kadar bir konutta, eski mülk sahibinin geri gelmesi durumunda mevcut eşyaları ile bu yeni konuta sığma imkanı kalmamıştır. Kaldı ki bazı yüklenici firmalar bu memnuniyetsizliği ortadan kaldırmak için yasal olmayan proje uygulamaları yapmak suretiyle evleri fiiliyatta büyütmüş ancak yapılan denetlemeler sonucunda binalarına iskan ruhsatı alamaz hale gelmişlerdir. Kısacası neresinden bakarsanız bakın büyük şehirlerde afet riskinden kaçarken ürettiğimiz yeni projeler, memnuniyet verici bir sonuç ortaya koymamıştır. Alan da yapan da veren de mutsuzdur.

Bir de konuya şuradan bakmak lazım. Bir bölge düşünün, 8 parselden oluşsun. Bunlardan bir tanesi bir yüklenici ile anlaşsın ve o mevcut bina yıkılmak suretiyle yerine daha yüksek ve modern bir bina yapılmış olsun. Hep söylediğim ve mutlaka dikkat edilmesi gereken bir husus da şudur: Bu değişimi sağlayıp depreme dayanıklı yaptığımız binanın hemen yan bahçesinde bulunan eski bina olası bir depremde olduğu yere yıkılmayacak olup, fizik kuralları gereği yeni yapılan depreme dayanıklı binamızın üzerine yıkılabilecektir. O zaman nerede kaldı bizim yeni yaptığımız binanın güvenirliği? Bunun için de benim bir önerim oldu. Bu şekilde birçok eski yapının olduğu bir parseller topluluğunda şayet bir tek parseldeki yüksek katlı binanın afet riski taşıdığı tespit edilirse çevresinde bulunan bütün binalara da bir kontrol zorunluluğu gelmelidir diye düşünüyorum. Bir binayı sağlamlaştırırken çevresindeki olası çürük binaların tespiti şart olmalıdır ve o zaman tamamı bir seferde büyük parsel haline getirilip bir takım metrekare avantajları ile de cazip hale getirilirse, dönüşümü sağlamış oluruz.

Bu arada yazımın başından beri bir şeyi belki de fark ettiniz. Hiç bir yerde müteahhit demedim, ‘yüklenici’ ibaresini kullandım. Aslında dokunmadan da geçemeyeceğim. Müteahhitlik Hizmet Kanunu bir an önce çıkmalıdır ve kimler hangi şartlarda hangi boyutta işlere nasıl ve hangi kurallar çerçevesinde girişebilecektir, bu da en kısa zamanda belirlenmelidir. Berber olmadan saç kesemezsiniz ama müteahhit olmak için hiç bir şart yoktur. Tabi ki paranın dışında. O da çok yeterli bir şart olsaydı bugün ne kentsel dönüşümü ne de birden fazla kişiye satılan daireleri konuşmuyor olurduk. Çünkü her şey kanunlar çerçevesinde, işini yapmaya çalışan gerçek müteahhitler tarafından yapılırdı. Umuyorum ki bu sayede kentlerin dönüşümünü ve inşasını, kent konusunu bilen, yaşadığı kentin taşıdığı ruhu içinde hisseden gerçek müteahhitlerle yapacağımız günler yakındır.