BASF, geleceğe yönelik çözümler sunuyor

Boya ve kaplamalarda kullanılan bağlayıcılar, reoloji ajanları, köpük kesiciler, ıslatıcılar, pigmentler, öğütme reçineleri, fonksiyonel katkılar gibi birçok farklı hammadde ile müşterilerine hizmet veren BASF, büyümesine devam ediyor.

2017 yılının firmaları için büyüme yılı olduğunu, bazı iş birimlerinde çift haneli büyüme elde ettiklerini vurgulayan BASF Türkiye ve İran İnşaat Boyaları ve Yapı Kimyasalları için Dispersiyonlar ve Katkılar Satış Müdürü Senem Erşahin, Türkiye’nin global BASF içinde ‘gelişen Avrupa’ ülkeleri arasında bulunduğunu söyledi. Erşahin, “Türkiye ve bölgede kişi başı boya tüketimi, gelişmiş pazar olarak tanımlanan Avrupa ve Kuzey Amerika’ya göre daha düşük miktarlarda olsa da, özellikle Türk boya sanayii hacim ve teknoloji olarak bölgede en büyük etkiye sahip. BASF, Türkiye’yi bir merkez haline getirip hem doğuya hem de batıya doğru genişlemek isteyen Türk boya üreticilerine ürün ve deneyimleri ile destek olmayı hedefliyor” açıklamasını yaptı.

BASF’ın Türkiye’de 137 yıldır hizmet verdiğini, Türkiye ofisinin oldukça önemli ve stratejik bir konumda yer aldığını dile getiren Erşahin, “2013’te gerçekleşen EUE yapılanması ile Rusya ve Bağımsız Devletler Topluluğu, Orta Doğu ve Kuzey Afrika ile Güney Afrika ve Sahara altı Afrika’yı kapsayan toplamda 78 ülke İstanbul’daki merkezden yönetiliyor. Tüm bu bölgelerde yaklaşık 4 bin kişi, sadece Türkiye’de ise yaklaşık 800 kişi istihdam ediliyor. Türkiye’de Dilovası, Çayırova, Gebze, Trabzon ve Adana olmak üzere beş üretim tesisimiz bulunuyor” diye konuştu.

BASF olarak, ürün ve hizmet sağladıkları tüm endüstri kollarında geleceğe yönelik çözümler sunduklarını belirten Erşahin, şunları kaydetti: “Boya da dahil olmak üzere birçok endüstride beyaz renk için kullanılan temel pigment titan dioksittir (TiO2). Son dönemde yaşanan gelişmelerin ardından TiO2 pazarında arz konusundaki sıkıntıların 2018’de de devam edeceği öngörülmektedir. BASF olarak, ürün ve hizmet sağladığımız tüm endüstri kollarında geleceğe yönelik çözümler sunmayı hedefliyoruz. Bu açıdan, mevcut boya formüllerinde performanstan ödün vermeden TiO2 kullanımını azaltacak ürünleri bu yıl portföyümüze ekledik. Bu çözümler hem endüstri tarafından tanınan ve uygulanan çözümleri, hem de mevcut çözümler ile sinerji yaratarak etkinliği artıran yeni teknolojileri içermektedir.”

“Sağlıklı ürünlere talep artıyor”

İnsan sağlığını önemseyen ürünlere taleplerin arttığını vurgulayan Erşahin, “Son kullanıcıların evlerinde istedikleri ürünler konusunda çok daha bilinçli ve seçici olduklarını görüyoruz. Genel olarak inşaat boyalarını iç cephe ve dış cephe olarak ayırırsak; dış cephe ürünlerinde belirgin olarak saf akrilik dispersiyonlara talepte artış olduğunu görüyoruz. Bu talep de kullanıcıların daha fazla dış cephe dayanımı, solma direnci ve renk haslığı beklentisi doğrultusunda oluşmaktadır. İç cephe pazarı ve talepleri biraz daha oturmuş durumda, bu grupta da tercihlerin silinebilir ipek mat/tam mat ürünlere kaydığını görüyoruz” ifadelerinde bulundu.

“Bilinçlenen tüketiciye karşı sektör hazır olmalı”

Sektöre yönelik değerlendirmelerde bulunan Erşahin, şunları aktardı: “Türk boya sektörü oldukça kendine özgü bir yapıya sahip. Üretim kapasitesi olarak bakarsanız Avrupa’nın ilk beş ülkesi arasında yer alıyoruz. Boya tüketimi kişi başına Avrupa’dan düşük olsa bile ciddi bir yerde ve büyüme eğiliminde. Hem yerli, hem de yabancı ortaklı birçok boya firması çok geniş bir ürün yelpazesinde üretim yapıyor. Türk boyalarının kalite açısından Avrupa’daki ürünlerden geri kalır bir yanı yok. Ancak bilinçlenen tüketiciye karşı sektörün hazır olması gerektiğine inanıyoruz. Özellikle büyük şehirlerdeki genç ailelerin çocuklarının soluduğu ev havasının kalitesine gittikçe önem vermesi, sosyal medyada bilginin çabuk yayılması ve yurt dışı ile daha kolay kıyaslama yapılabilmesi tüketici beklentilerini yukarı taşıyor. Sektörümüzün bu konuda daha ciddi çaba göstermesi gerekebilir. Standardizasyon açısından devlet kurumları, STK’lar, üreticiler arasında ortak platformların daha yakın ve yoğun iş birliği içinde olması uzun vadede sağlıklı büyüme için önemli bir etkendir. Finansman konusu özellikle büyük firmalar için önemli bir konu, sektördeki vadelerin çok uzun olması yüzünden finans gücü olan büyük firmalar fakto finans kurumu gibi çalışıyor, tabii bu da ciddi finansman giderlerinin oluşmasına ve karlılıkta olumsuz etki yaşanmasına yol açıyor.”