Celal Koloğlu: 2018 yılında inşaat sektöründeki büyüme eğiliminin devam edeceğini öngörüyoruz

İNTES Yönetim Kurulu Başkanı Celal Koloğlu, “Hükümetimizin sektörümüze sahip çıkan destek ve yaklaşımları inşaat sanayicileri olarak bizleri daima daha iyiyi başarma yönünde yüreklendirmektedir. Önümüzdeki süreçte de kamu ihale mevzuat değişikliği ve fiyat farkı gibi öncelikli sorunlarımıza getirilecek çözümlerle sektör büyümesini arttırarak sürdürecektir” dedi.

İnşaat sektörünün, yarattığı katma değer ve istihdam ile ülke ekonomisinin taşıyıcı gücü olduğuna dikkat çeken Koloğlu, “Hükümetimizin sektörümüze sahip çıkan destek ve yaklaşımları inşaat sanayicileri olarak bizleri daima daha iyiyi başarma yönünde yüreklendirmektedir. Önümüzdeki süreçte de kamu ihale mevzuat değişikliği ve fiyat farkı gibi öncelikli sorunlarımıza getirilecek çözümlerle sektör büyümesini arttırarak sürdürecektir” dedi. Koloğlu, sorularımızı şöyle yanıtladı:

– 2017 yılı inşaat sektörü açısından nasıl bir yıl oldu? 2017’den umduğunuzu bulabildiniz mi?

KOLOĞLU:  2017 yılı jeopolitik riskler, küresel ölçekte yaşanan bazı olumsuzluklara rağmen ekonomide umut verici gelişmeler ve istikrarın yaşandığı bir yıl oldu. 2017 yılında küresel ölçekte yaşanan büyüme eğilimi ülkemize de sirayet etmiş üçüncü çeyrekte yüzde 11,1, ilk üç çeyrek ortalamasında ise yüzde 7,37 büyüyerek, oldukça başarılı bir performans sergiledi. Bu rakam heyecan vericidir çünkü ülkemiz OECD ülkeleri içerisinde en fazla büyüme gösteren ülke olma başarısını gösterdi.

Hükümetimizin aldığı önlemler bu büyüme rakamlarında etkin oldu. Katma değeri yüksek yatırım ve üretim, yatırım ortamının iyileştirilmesi, iş gücü piyasasının reformu alanında bugüne kadar hayata geçirilen düzenlemeler büyümede belirleyici unsurlar oldu.

2017 yılında para ve maliye politikalarında önemli tedbirler ortaya konmaya devam etti. Reel sektörün krediye erişimlerini kolaylaştırıldı. Konut sektöründe, mobilya ve beyaz eşya sektörlerinde geçici vergi indirimleri, ekonomide büyümeyi destekleyecek şekilde yeni teşvik unsurlarının hayata geçirilmesi, alınan tedbirler sayesinde ekonomimiz dinamik bir yapı sergiledi.

Büyümede özel tüketimin yanı sıra ihracat ve yatırım artışına dayalı nispeten dengeli bir büyüme performansı gözlenmesi ekonominin dinamiklerinin sürdürülebilir olması açısından önem arz etmektedir.  Zira önemli olan bu yüksek büyüme performansının sürdürülebilir bir zemine oturmasıdır. Büyümede inşaat sektörümüz önemli pay üstlendi. İnşaat sektörüne yapılan yatırımlar sürdürülebilir büyümeyenin destekleyicisidir.

2016 yılında genel ekonomideki yüzde 3,2’lik büyümeye karşılık, yüzde 5,4 büyüyen inşaat sektörü, 2017’nin ilk dokuz ayında da yüzde 10,2 oranında büyüyerek ekonomik büyümede çok önemli bir rol üstlendi. Sektörümüz üçüncü çeyrek verilerine göre 2012 yılından bu yana en yüksek büyüme performansını göstererek genel ekonomik performansın üzerinde yüzde 18,7 oranında büyüdü.

İnşaat sektörü emek yoğun bir sektör olması nedeniyle istihdama da önemli katkı sağlamaktadır. İnşaat sektöründe TÜİK verilerine göre 2017 yılı Eylül ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre 97 bin kişi artış ile 2 milyon 228 bin kişi istihdam edilmiştir. Bu dönemde sektörümüzün tarım dışı istihdam içerisindeki payı yüzde 9,71 oldu. Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış inşaat sektöründe istihdam edilen kişi sayısı ise 2 milyon 115 bin kişi olarak gerçekleşti.

2017 yılında konut sektörü de gelişimini sürdürdü. Hızlı kentleşme süreci paralelinde yeni konut yapım sürecindeki artış ivmesi de devam etmektedir. Yapı ruhsatı verilerine göre İlk dokuz aylık dönemde 2016 yılında 95 bin 333 bina için yapı ruhsatı verilirken, 2017 yılında 125 bin 846 bina için yapı ruhsatı verildi. Konut satışları 2013-2016 döneminde sürekli olarak 1 milyonun üzerinde gerçekleşti. 20147 yılının ekim ayına kadar da konut satışlarında ibre artış yönünde oldu. Ancak ekim-kasım aylarında konut satışlarında bir miktar düşüş görüldü.  Bu düşüşte döviz kurlarındaki artışın tasarrufların bu alana yönlendirilmesi, konut kredisi faiz oranlarındaki artışın etkisi olasıdır.

Konut yatırımlarının artmasında ulaştırma, enerji gibi altyapı alanındaki yatırımların ülke alanında yaygınlaşarak yeni yerleşim yerlerinin gelişmesinin etkisi de bulunmaktadır. Nitekim 2017 büyük ölçekli konut projelerinin devam ettiği bir yıl oldu. Türkiye genelinde inşa edilen havalimanları, köprüler ve bağlantı yolları projeleri, otoyolların bölünmüş yolların miktar ve kalitesinin artırılması, hızlı tren projeleri, yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarımızı geliştirecek enerji santralleri, nükleer enerji santralleri, doğal gaz boru hatları depolama tesisleri, sulanabilir arazilerimizi su ile buluşturan projeler,  konut projeleri, şehir hastaneleri, spor tesisleri, eğitim kampüsleri, sosyal tesisler gibi projelerin ekonomimize kazandırılması için inşaat sektörü yoğun bir çaba harcadı.

Bu projelerin tamamlanması ile konut projeleri yanında otel, ofis, hastane, sanayi tesisleri, alış veriş tesisleri gibi projelerin de gelişmesi söz konusu olacaktır. Yani inşa edilen her yapı yeni projelerle gelişerek ekonomideki sürekliliği sağlamaktadır.

2017’de sektörümüzü olumsuz etkileyen hususların başında fiyat farkı gelmektedir. 2017’de kurlardaki dalgalı seyir ve temel malzeme fiyatlarında beklenmeyen artışlar sebebiyle müteahhitlerimiz öngöremedikleri maliyetlerle karşılaşmışlar, demir, çimento gibi inşaat sektöründeki temel girdilerde enflasyon rakamlarının üzerinde meydana gelen fiyat artışları yıkıcı bir boyuta ulaşmıştır. İhalelerde istekliler tekliflerini verirken bir hesaplama yapmaktadır. Ancak ihale üzerinde kalan yüklenici için öngörülemeyecek fiyat artışları nedeniyle yükleniciler zarara uğramaktadır. İhale dokümanlarında fiyat farkı sözleşmelerin olmazsa olmaz bir şartı olmalı ve yapım işine özgü ağırlık katsayılarının belirtildiği bir sistem ile ödenmelidir. Daha sonra karşılıklı anlaşma yolu ile sözleşmenin tasfiyesine imkan tanınmalıdır.

Sektörün diğer önemli konusu Kamu İhale Kanunu değişikliğidir. İhale mevzuatının inşaat sektörünün daha rekabetçi, daha fazla katma değer yaratmasını destekleyecek şekilde yeniden ele alınması ve gerekli mevzuat değişikliğinin ivedilikle hayata geçirilmesi gerekiyor. Kanun’u yönetmekle sorumlu kurum Kamu İhale Kurumu’nun sektörün ihtiyaçlarını karşılayacak düzenlemeler konusundaki hassasiyeti ve sorunların çözümü konusundaki yapıcı yaklaşımları bizleri sektör adına umutlandırıyor. Ancak sektörün sorunlarına çözüm olacak mevzuat değişikliğinin bir an önce hayata geçirilmesi ülkemizin kalkınmasına yön verecek projelerin zamanında başlayarak tamamlanması açısından son derece önemli. Mevzuattan kaynaklı sorunlar, bir an önce ekonomiye kazandırılması gereken katma değeri yüksek projelerin ihale süreçlerimi uzatıyor. İşlerin gecikmesi ise ne yazık ki daha yüksek maliyetlere ve kamu zararına yol açıyor. Mevcut Kamu İhale Mevzuatı ile mega projelerin ihalesini sağlıklı bir şekilde yürütmek mümkün değil.

– Müteahhitlerimiz 2017 yılında ne kadarlık proje üstlendi? En çok hangi ülkelerde proje üstlenildi? Yurt dışı müteahhitlik hizmetlerine yönelik 2018 yılı ile ilgili öngörülerinizi öğrenebilir miyiz? Ayrıca yeni hedef pazarlar var mı?

KOLOĞLU: Müteahhitlerimiz, 1970’li yılardan beri, uluslararası alanda birçok başarılı projeyi gerçekleştirerek, Türk müteahhitlik sektörünü dünyada bilinen bir marka haline getirmiştir. Müteahhitlerimiz dünyanın dört bir tarafında en kaliteli yolları inşa ediyorlar, barajlar, köprüler, enerji santrallerini gerçekleştiriyorlar. İnşa ettiğimiz havalimanları dünyanın en büyük havalimanları oluyor, Türk müteahhitlerinin gerçekleştirdikleri binalar şehrinin simgesi oluyor.

Yurt dışı müteahhitlik hizmetlerimiz 2002 yılından beri sürekli artmış, artan iş hacmi ile birlikte daha kaliteli ve büyük ölçekli işler gerçekleştirilmeye başlandı. 2006 yılından itibaren yurt dışı müteahhitlik hizmetlerinde 20 milyar doların üstünde iş üstlenildi.

Ancak 2016 yılında dünyada konjonktürel dalgalanmalar, potansiyel pazarımız Rusya ile çıkan siyasi anlaşmazlık, enerji fiyatlarındaki düşüş yurt dışı müteahhitlik hizmetlerindekipazarlarımızın daralmasına neden oldu. Bu kapsamda yurt dışında üstlenilen iş tutarı 2016 yılında 13 milyar dolar oldu. 2017 yılının ilk dokuz ayında ise üstlenilen 143 projenin değeri 9,7 milyar dolar oldu. 1972’den 2017 yılı Kasım ayı sonuna kadar 119 ülkede 350,9 milyar dolar değerinde 9 bin 173 proje gerçekleştirildi.

2016 ve 2017 yılında meydana gelen düşüşün 2018 yılından itibaren yine yükseleceğini düşünmekteyiz. Zira enerji fiyatları belirli ivme kazanmıştır. Rusya ile ilişkiler iyileşme sürecindedir. Böylece BDT-Orta Doğu-Körfez ve Kuzey Afrika coğrafyasında daha etkin olunacaktır.

Ekonomi Bakanlığımızca hedef pazar arayışlarına devam edilmekte, bu yönde ikili ilişkilerin geliştirilmesi adına girişimlerde bulunulmaktadır. Bu kapsamda hedef pazar olarak belirlenen Etiyopya, Nijerya, Mozambik ve Gana gibi ülkeler ile yurt dışı müteahhitlik hizmetlerimizde yeni açılımlar gerçekleşecektir.

Diğer yandan yurt dışında büyük başarılara imza atan müteahhitlerimiz önemli bir sorunla karşı karşıyadır. Son yıllarda yurt dışı müteahhitlik şirketlerimizin istihdam ettiği Türk işçi sayısı süratle düşmüştür. 2003 yılında yurt dışında üstlenilen projelerin toplam tutarı 6 milyar iken 34 bin işçi istihdam edilmekteydi. 2014 yılında işlerin toplam tutarı 27 ilymar TL olmasına rağmen istihdam edilen işçi sayısı 39 bin olarak kaydedilmiştir. Oysa üstlenilen proje tutarındaki bu artış doğrultusunda istihdam edilmesi gereken kişi sayısı yaklaşık 250 bin kişi düzeyinde olmalıydı.

Bu düşüşün ana nedeni Türk mahkemelerinin işçiler tarafından açılan haksız tazminat davalarını müteahhitlik şirketleri aleyhine karara bağlamaları ve yüksek oranlı sosyal güvenlik prim yükleridir.

Yurt dışı müteahhitlik hizmetlerinde yurt dışından dönen işçilerin açtıkları davalar istihdamda ciddi sorun yaratmaktadır. Bu davalar nedeniyle çok büyük bedel ödeyen firmalarımız bulunmaktadır. Artık firmalarımız neredeyse yurt dışına giderken tümüyle yabancı işçi, yabancı mühendisle çalışmayı tercih etmektedirler. Bizim elemanlarımızın yerini Pakistanlı, Hindistanlı mühendislerin, mimarların almasından endişe duymaktayız.

İNTES olarak bu konuda resmi kurumlar nezdinde başlattığımız çalışmalarımızı 2018 yılında da sürdüreceğiz.

– Sizce 2018 inşaat sektörü açısından nasıl bir yıl olacak? Yeni yıldan beklentileriniz nelerdir?

KOLOĞLU: 2017 yılında enflasyonun iki haneli rakamlarda seyretmesi ekonominin kırılgan noktalarından birisi olmuştur. 2018 yılında enflasyonda kalıcı iyileşme, yatırım ve kalkınma destekli büyümeyle sağlanabilir.

2018 yılında hükümetimizin yapısal reformları ve yatırımları teşvik edici politikaları sürdürmesi durumunda, kamu altyapı yatırımlarının ve özel sektör projelerinin yansımalarıyla inşaat sektöründeki büyüme eğiliminin devam edeceğini öngörüyoruz. İnşaat sektöründe hayata geçirilecek kamu ve özel sektör yatırımları ekonominin tüm dengelerini iyileştirici rol üstlenecektir.

Kamu Yatırım programı stokunda önemli miktarda proje bulunmaktadır. 2017 Yılı Yatırım Programı’na göre, mevcut proje stokunun tamamlanabilmesi için 2018 ve sonrasında gereken ilave harcama tutarı 304,2 milyar TL’dir.

Kamu yatırımlarında bir öncelik sıralaması yapılması sürdürülebilir ekonomik büyüme ve kalkınma için kritik bir öneme sahiptir. 2018 yılı programları da bu yönde tasarlanmaktadır. Böylece işlerin daha hızlı yapılması sağlanarak Türkiye’de çok sayıdaki ihale disipline edilmiş olacak ve ekonomi kazanacaktır.

Kentsel dönüşüm süreci de önümüzdeki dönemde sektördeki hareketliliği ve büyümeyi önemli oranda arttıracaktır. Türkiye’nin geleceğini şekillendirecek bu büyük ve maliyetli dönüşümde yer alacak müteahhitlerin kriterlerinin açık bir şekilde belirlenmesi şehirlerimizin ve ülkemizin geleceği için hayati öneme sahiptir.

Diğer yandan, enerji yatırımları 2018 yılında Türkiye’nin önemli gündem maddelerinden bir diğeri olacaktır. Enerjide dışa bağımlılığın azaltılması için rüzgar, güneş, linyit ve kömür gibi milli kaynaklarımıza öncelik verilmeli, yerli Ar-Ge çalışmaları artırılmalıdır. Yerli ve milli kavramı enerjide dışa bağımlılığı azaltan bakış açısı olmalıdır. Enerji yatırımlarında yerli kaynaklara ağırlık verilmesi cari açığın azalmasına da katkı sağlayacaktır.

Yerli enerji kaynaklarımızdan enerji yatırımı yapmak gelecekten ödünç aldığımız bu dünya ya bırakacağımız en güzel mirastır. Yerli kaynaklarımızı sonuna kadar değerlendirmek, enerji arz güvenliği ve ülkemiz bağımsızlığının temel noktasıdır. Yerli kaynaklara yönelmek aynı zamanda daha fazla mühendisimizin, idari kadrolardaki işçimizin istihdamı anlamındadır.

Ulaştırmada özellikle karayolu ağına çok büyük yatırımlar yapıldı, Türkiye’nin tüm illerine yaygın son derece gelişmiş bir karayolu ağı var. Bundan sonra ulaştırmada demiryolu yatırımlarına ağırlık verilmelidir. Demiryolu ağını daha da genişletip, demiryolu hatlarını çift hatta çıkarıp elektrikli sisteme dönülmesi gerekmektedir.

Demiryolu ağlarının kurulması limanlara ulaşmak için de çok önemlidir. Dünyanın birçok sanayileşmiş ülkesi, demiryolunu geliştirmiştir. Ülkemizde son dönemde ciddi yatırım atağı vardır ama yeterli değildir.