Doka, üç boyutlu sistemlerle inşaat sürelerini kısaltacak

Doka Kalıp-İskele olarak son dönemlerde alt-üst yapı projelerine ve endüstriyel yatırımlar gibi komplike çözümler gerektiren projelere odaklandıklarını belirten Doka Kalıp-İskele Genel Müdürü Ender Özatay, dijitalleşmenin de getirdiği yeni nesil sistemler ile sektöre nitelikli sistemler sunmayı amaçladıklarını söyledi.

Özatay, “3 boyutlu sistemle artık insan gücüne gerek kalmadan ev bile inşa edilebiliyor. Biz de Doka olarak devrim niteliğindeki bu sistem için geleceğe yatırım yapıyoruz. Geçtiğimiz yıl 3D yazıcı üretim firması Contour Crafting’in yüzde 30’unu satın alarak inşaat sektöründe yeni bir döneme imza atmaya hazırlanıyoruz. Doka ortaklığındaki Contour Crafting firmasının ilk seri üretimine hazırlandığı robotik 3 boyutlu yazıcılar sayesinde yapılar günler hatta saatler içinde tamamlanabilecek. Bu teknoloji ile 230 metrekarelik ortalama bir ev yalnızca 20 saatte inşa edilebilecek” açıklamasını yaptı. 2018 yılı için iki ana strateji geliştirdiklerini dile getiren Özatay, “İş Stratejisi ve İletişim Stratejisi’ne yoğunluk vereceğiz. Tüm süreçlerde hedef ve odak noktamız, verimliliğimizi daha yüksek noktaya taşımak olacak. Genel ciromuzu artırmak yerine karlılığımızı esas alacağız. Yine bu bağlamda şu anda 84 olan personel sayımızı 110’a çıkarmayı planlıyoruz” dedi. Doka Türkiye’nin cirosunun yaklaşık yüzde 20’sini Türkiye dışı pazarlardan gerçekleştirdiklerini kaydeden Özatay, bu yıl da çift haneli bir büyüme planladıklarını aktardı.

Türkiye’de Ar-Ge yapmak yerine sadece Ar-Ge’si yapılan ürünlerin üretiminin yapılmasının sektörü yavaşlattığını ifade eden Özatay bu alandaki eksikliklerin giderilmesi gerektiğine dikkat çekti. Türkiye’de kara kalıp kullanım oranının yüzde 40’larla ifade edildiğini ve bu durumun sektörde büyük bir büyüme potansiyeli olduğuna işaret ettiğini söyleyen Özatay, otomatik tırmanır kalıp gibi gelişmiş teknolojik kalıpların toplam inşaat maliyetlerinde yüzde 2’ye varan tasarruflar sağladığını vurguladı.

– Firmanızın hedefleri hakkında bilgi verir misiniz?

ÖZATAY: Son dönemlerde yoğun olarak alt-üst yapı projelerine ve endüstriyel yatırımlar gibi komplike çözümler ve sistemler gerektiren projelere odaklandık. Büyük projelerde sunduğumuz kalıp-iskele sistemleri ve mühendislik çözümleri ile firmalara hem güvenli çalışma ortamı hem de maliyet avantajı sağlıyoruz. Ayrıca yüksek katlı binalar için sunduğumuz otomatik tırmanır kalıp sistemlerimiz ile inşaatların her hava koşulunda vinçten bağımsız şekilde ilerlemesini sağlayarak, inşaatlardaki kat çıkma hızlarını artırıyor ve projelerin maksimum güvenlik ve hızla planlanan bitiş tarihlerinden erken bitirilebilmesini sağlıyoruz. 2018 yılı için iki ana stratejimiz bulunuyor. Bir tanesi ‘İş Stratejisi’ ve diğeri ‘İletişim Stratejisi’ olacak. 2018 yılının 150’nci yılımız olması sebebiyle ‘İletişim’ alanındaki tüm çalışmalar ve stratejileri bu perspektifte ele almayı planlıyoruz. 150 yıldır bize karşı duyulan güven ve itimadı teyit eden çalışmalar içerisinde olacağız. İş Stratejimize geldiğimizde ise; 2018 yılını ‘Verimlilik Yılı’ olarak ilan etmiş durumdayız. Tüm iş birimleri ve üretim, iç organizasyonlarımız, müşterilerimize olan yaklaşımlarımız ve pazarda seçeceğimiz projelerimiz gibi tüm süreçlerde hedef ve odak noktamız, verimliliğimizi daha yüksek noktaya taşımak şeklinde olacak. Genel ciromuzu artırmak yerine karlılığımızı esas alacağız. Yine bu bağlamda 84 olan personel sayımızı yeni yıla girmeden 110’a çıkarmayı planlıyoruz. Daha fazla istihdam ile verimliliğimizi artırırken, içyapımızda da niteliksel farklılıklara gideceğiz. 2017 yılının ilk dokuz ayına baktığımızda çok güçlü çift haneli bir büyüme kaydettiğimizi görüyoruz. 2018 yılında bu büyümenin çift haneli olmasını planlıyoruz. Hızlı ve ciro bazında bir büyüme yerine, karlılık odaklı ve istihdamı da artırarak niteliğin ve verimliliğin ön plana çıkacağı bir çalışma yılı planlıyoruz. Ayrıca ihracat konusunda Doka Türkiye, yapısına doğrudan bağlı olan ülkelere ihracat yapabiliyor ve cirosunun yaklaşık yüzde 20’sini Türkiye dışı pazardan gerçekleştiriyor.

– Yer aldığınız önemli projeleriniz neler?

ÖZATAY: 3’üncü Havalimanı, Eti Bakır Mardin Gübre Tesisi, ülke genelindeki İkitelli, Elazığ, Erzurum, Ankara başta olmak üzere sağlık kampüsleri, Swissotel, Kuzey Marmara Otoyolu, Eyiste Viyadüğü, Kömürhan Köprüsü gibi büyük projelerde sunduğumuz kalıp-iskele sistemleri ve mühendislik çözümlerle firmalara hem güvenli çalışma ortamı hem de maliyet avantajı sağlıyoruz.

– Sektördeki teknolojik gelişmelerin firmanıza ve sektöre yansımasını değerlendirir misiniz?

ÖZATAY: Teknolojinin ve dijitalleşmenin durdurulamaz hızı her sektörde olduğu gibi kalıp sektöründe de etkisini göstermeye devam ediyor. Günlük hayatımızın içinde yer almaya başlayan 3 boyutlu baskı, artık kendine inşaat sektöründe de yer edinmeye başladı. Dijital platformda hazırlanmış bir tasarımı sanaldan gerçeğe; yani 3 boyutlu katı haldeki nesneye dönüştüren bu sistemle artık insan gücüne gerek kalmadan ev bile inşa edilebiliyor. Biz de Doka olarak şimdi de devrim niteliğindeki bu sistem için geleceğe yatırım yapıyoruz. Geçtiğimiz yıl 3D yazıcı üretim firması Contour Crafting’in yüzde 30’unu satın alarak inşaat sektöründe yeni bir döneme imza atmaya hazırlanıyoruz. Doka ortaklığındaki Contour Crafting firmasının ilk seri üretimine hazırlandığı robotik 3 boyutlu yazıcılar sayesinde yapılar günler hatta saatler içinde tamamlanabilecek. Bu teknoloji ile 230 metrekarelik ortalama bir ev yalnızca 20 saatte inşa edilebilecek.

– Kalıp-iskele sektörünün gelişimini değerlendirir misiniz?

ÖZATAY: Türkiye, dünya kalıp ve iskele sektöründe çok önemli bir yerde. Ülkemizin bu alandaki tüm ihtiyacı yerli üreticilerin üretimleriyle karşılanmakta. Böylelikle endüstrimiz de bu yönde sürekli bir gelişim içerisinde bulunuyor. Global ölçekte bir kıyaslamaya gidildiğinde, sektörümüz dünyada sayılı kalıp ve iskele üreticilerinden birisi durumunda. Bu durum her şeyin kusursuz olduğu anlamını taşımıyor. Ülkemiz bu anlamda bir taraftan önemli bir üretim gücüyken diğer taraftan da ürün teknolojisi olarak dışa bağımlı halde. Maalesef Ar&Ge yapmak yerine sadece Ar&Ge’si yapılan ürünlerin üretimini yapıyor olmamız, yurt dışında geliştirilen ürünlerin ülkemizde üretilmesi dışında teknolojik anlamda bir değer ifade etmiyor. Umarım yerli firmalar, gerek yabancı firmalarla bilgi paylaşımı şeklinde bir iş birliği çerçevesinde gerekse kendi çalışmalarını hızlandırarak, bu alandaki eksikliklerini giderme yoluna giderler. Böylece kısa süre içerisinde sahip olduğumuz potansiyel ve iş gücünü daha verimli ve etkili kullanabiliyor hale geliriz.

– İnşaat firmalarına sunduğunuz avantajlar neler?

ÖZATAY: Sunduğumuz kalıp-iskele sistemleri ve mühendislik çözümlerle ile firmalara hem güvenli çalışma ortamı hem de maliyet avantajı sağlıyoruz. Örneğin yüksek katlı binalar için sunduğumuz otomatik tırmanır kalıp sistemlerimiz ile inşaatların her hava koşulunda vinçten bağımsız şekilde ilerlemesini sağlayarak inşaatlardaki kat çıkma hızlarını artırıyor ve projelerin maksimum güvenlik ve hızla planlanan bitiş tarihlerinden erken bitirilebilmesini sağlıyoruz. Bir diğer ürünümüz olan Xclimb 60 Koruma Perdesi ile her yükseklikte güvenli ve kesintisiz çalışma imkanı sağlıyoruz. Betonarme yapıyı çepeçevre hiçbir boşluk olmadan kaplayan sistemimiz sayesinde şantiye personelini ve kullanılan ekipmanın yüksekten düşmesini engelliyor, aynı zamanda çalışanları ve betonu rüzgar ve hava şartlarından koruyoruz. Kaba yapının yapımını hiçbir şekilde engellemeden yapıyla beraber ve yapı cephesine bitişik hidrolik olarak yükselen sistemimiz kule vinçlerin çalışamayacağı yüksek rüzgar hızlarında dahi tırmanma işlemini güvenli ve hızlı bir şekilde gerçekleştirir. Sistem 165 km/saat rüzgar yüküne kadar dizayn edilebilir.

– Sektörünüzün büyüme potansiyeli ve sorunları hakkındaki görüşlerinizi iletir misiniz?

ÖZATAY: Ülkemizde kara kalıp kullanım oranı hala yüzde 40’larla ifade edilmektedir. Bu da sektörün büyük bir büyüme potansiyeli olduğunun göstergesidir. Diğer yandan iş güvenliği bilincinin artması da sektörümüzdeki büyümenin ikinci bir dinamosu konumundadır. Sektörümüz inşaat yatırımcılarına toplam inşaat maliyetlerini aşağı çekebilecek bir potansiyel fırsatı sunmaktadır. Endüstriyel kalıp sistemlerinin kullanımı gerek kamunun inşaat yatırımlarının azaltacak gerekse de özel sektörün yatırım geri dönüş süresini kısaltacak fırsatlar sunmaktadır. Otomatik tırmanır kalıp gibi gelişmiş teknolojik kalıplar toplam inşaat maliyetlerinde yüzde 2’ye varan tasarruflar sağlayabilmektedir. Bu da ülkemiz ve özel sektörün tasarrufu olarak değerlendirilebilir. Burada endüstriyel sistem kalıpların yaygınlaştırılması, belki de kamu projelerinde zorunlu hale getirilmesi ülkemiz ekonomisine büyük bir tasarruf imkan sunabilir.