İnşaat malzemesi sektörünün ihracat hedefi 18 milyar dolar

Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Başkanı Ferdi Erdoğan, “İnşaat sektörünün ise 2017 yılında yüzde 6,5 büyümesini, bu oranın 2018’de yüzde 4-5 aralığında olmasını bekliyoruz. Türkiye inşaat malzemesi sektörü olarak, 2017 yılı ihracatımızın 16-17 milyar dolar aralığında gerçekleşmesini, 2018 yılında ise bu rakamın 17-18 milyar dolar bandına çıkmasını hedefliyoruz” dedi.

İnşaat malzemeleri sanayisi, Türkiye’nin en güçlü sanayi kollarından biri. Sektör, toplam üretimi, dış ticaret hacmi ve istihdamdaki payının yanı sıra, ülke ekonomisi için önemli sektörlerle yakın ilişkisinden dolayı stratejik öneme sahip. Son dönemde yaşanan gerilemelere karşın, hala Türkiye’nin en yüksek ihracat yapan ve ülke ekonomisine en çok katma değer sağlayan sektörü konumunda. Herkesin bildiği gibi, ekonomi için lokomotif sektör, istihdam için sünger sektör.

Türkiye İMSAD; bugün 33 sektör derneği, 83 büyük sanayi kuruluşu ile sektörde 21 binden fazla noktada satış ağı bulunan, yaklaşık 1,5 milyon insanın istihdam edildiği bir sektörü temsil ediyor. İnşaat malzemesi sektörü, Türkiye’nin ihracat lideri sektörleri arasında yer alıyor. Bu ihracatın yüzde 75’i Türkiye İMSAD üyelerince gerçekleştiriliyor. TÜİK’in son verilerine göre, 2016 yılında 857 milyar dolar milli gelir içerisinde, inşaat malzemeleri sanayisinin payı 106,6 milyar dolar. Türkiye İMSAD üyeleri, ailelerle birlikte toplam nüfusun yüzde 7,5’i ile doğrudan ilgili bir sektörü temsil ediyor.

İnşaat sektörü büyüdükçe beraberinde ekonomiyi de büyütecektir. Biz, inşaat malzemesi sanayicileri olarak, sektörümüzden umutluyuz ve yakın vadede sektörün büyümeye devam edeceğine inanıyoruz.

İhracattaki gerilemede bölgesel gelişmeler etkili

2017 yılı özeline inmeden genel bir durum değerlendirmesi yapacak olursak; 2014 yılında 21 milyar doların üzerinde olan inşaat malzemesi sektörü ihracatımız 2015’te 17 milyar dolara geriledi. 2016 yılında ise yüzde 10,2 düşüşle 15,24 milyar dolar olarak gerçekleşti. İhracattaki gerilemede bölgesel gelişmelerin yanı sıra hedef pazarlardaki, jeopolitik sorunlar,  ekonomik durağanlıklar ve gerilemeler etkili oldu. İnşaat malzemeleri ithalatı ise ihracatın aksine 2016 yılında yüzde 1,9 artarak 9,31 milyar dolara yükseldi.

Bu noktada bir realiteyi de paylaşmak istiyorum; 2016 verileriyle, Türkiye’nin ihracatı 142 milyar dolar. 104 milyon ton mal yurtdışına taşınmış. Bu ihracatın 30 milyon tonu inşaat malzemelerine ait. Yani 3’te 1’i. Türkiye’nin toplam ihracatının ortalama fiyatı 1,34 dolar/kilogram, inşaat sektörünün ortalaması ise 50 sent/kilogram 30 milyon ton ihracatımızın 25 milyon tonu 50 sentin altındaki ürünleri temsil ediyor. Bunların değeri de 5 milyar dolar. Geriye kalan 5 milyon ton karşılığı 10 milyar dolar ihracatımızın ortalama fiyatı ise 2 dolar/kilogram. İnşaat malzemeleri ithalatımızın ortalama değeri ise 2 dolar/kilogram civarında olup 5 milyon ton karşılığı 10 milyar dolar. Az önce de dile getirdiğim üzere, dış ticarette kalıcı stratejiler oluşturmamız, Türkiye markasına yatırım yaparak bunu öne çıkarmamız gerekiyor. İnşaat malzemeleri gibi katma değeri yüksek olan ürünlerin ortalama ihracat fiyatı sadece 10 sent/kilogram artarsa gelirimiz ihracat gelirine etkisi 3 milyar dolar artış olacaktır.

İnşaat sektörü için özellikle son iki yıldır Afrika pazarı mevcut pazarlara eklendi. Sahra Altı Afrika’daki ülkelerin neredeyse tamamı çeşitli büyüklükte inşaat potansiyeline sahip. Türk inşaat malzemeleri sektörünün özellikle odaklandığı yerler Etiyopya, Gana, Mozambik, Kamerun ve CEMAC ülkeleri ile Kenya, Nijerya ve Angola. Bu ülkelerde, hem altyapı hem de üstyapı inşaat çalışmaları hızla devam ediyor. Pek çok yeni proje ihaleleri hazırlanıyor. Bunların arasında özellikle konut projeleri, turizm ve sosyal tesisler, yol, köprü, baraj projeleri ilgi alanımızda bulunuyor. Dış pazarda Rusya, Irak, Mısır, Libya, İsrail gibi ülkelerle ile ilişkilerin normalleşmesi, İran’a ambargoların kalkması gibi gelişmeler de önümüzdeki dönemde sektörümüze olumlu yansıyacaktır. İran’da ciddi yatırım projeleri var. Sektör olarak bu projelerde yer almayı arzuluyoruz.

Finansman sorunları risk yaratıyor

Türkiye İMSAD olarak her ay yayınladığımız sektör raporlarından Kasım ayı sonuçlarına baktığımızda finansman sorunlarının inşaat malzemesi sanayisi için risk haline geldiğini görüyoruz. Yaz aylarında göreceli olarak hafifleyen finansman sorunları son üç ayda artışa geçti. Sektörümüzde faaliyetlerimizi kısıtlayan finansman sorunları birkaç nedenden kaynaklanıyor. Öncelikle yılın ilk yarısında hızla genişleyen banka kredisi olanakları son aylarda önemli ölçüde sıkılaştı. Bu gelişmeden inşaat sektörü de olumsuz etkilendi. Bir diğer neden faiz oranlarında ve döviz kurlarında görülen artışların yarattığı maliyet baskısı iken üçüncü neden üretici firmaların uyguladıkları kampanyaların yarattığı nakit sıkışıklığı oldu. Konut üretimi tarafında yüzde 5 peşinatlı, peşinatsız ve hatta 2019’a kadar ötelenen ödeme kampanyalı satışlar yoğun bir rekabet yaratırken nakit akışlarını da bozdu. Ayrıca yoğun kampanyalar nedeniyle konut fiyat artışları çok sınırlı kaldı. İnşaat sektöründeki finansman sorunları, tüm iş ortaklarını etkileyebileceği gibi inşaat malzemesi sanayisi için de yakından izlenmesi gereken bir risk haline geldi.

İnşaat sektöründe büyüme üçüncü çeyrekte hız kazandı

Bununla birlikte, Türkiye ekonomisi 2017 yılı üçüncü çeyreğinde yüzde 11,1 büyüme gösterdi. Çift haneli bu büyüme beklentilerin üzerinde gerçekleşti.  Bu da sektörümüz adına oldukça olumlu bir gelişme diyebiliriz. Ülke ekonomisi büyüdükçe sektörümüz de bu büyümeye paralellik gösteriyor. Yılın ilk ve ikinci çeyreğindeki büyümeler yüzde 5,3 ve 5,4 olarak revize edildi. Böylece yılın ilk dokuz ayında ekonomi yüzde 7,3 büyüme gösterdi. 2016 yılı ilk dokuz ayında ise ekonomi yüzde 3 büyümüştü.

İnşaat sektörüne baktığımızda büyümenin üçüncü çeyrekte hızlandığını ve 2017 yılı üçüncü çeyreğinde yüzde 18,7 olduğunu görüyoruz. Yılın ilk ve ikinci çeyreğinde büyümeler yüzde 5,6 ve 5,5 olarak revize edildi.  Dolayısıyla yılın ilk dokuz ayında inşaat sektörü yüzde 9,9 büyüdü. 2016 yılı ilk dokuz ayında ise inşaat sektörü yüzde 6 büyümüştü. Bu hızlı büyümenin 2018 yılında da devamlılığını diliyoruz.

İnşaat malzemesi sanayi üretimi eylülde sıçrama gösterdi: Yüzde 13,8             

Yine Türkiye İMSAD Kasım Ayı Sektör Raporu sonuçlarına göre, 2017 yılı Eylül ayında inşaat malzemesi ortalama sanayi üretimi 2016 yılı Eylül ayına göre yüzde 13,8 arttı. Böylece Eylül ayında yılın en yüksek ikinci aylık üretim artışı gerçekleşti. Eylül ayı üretim artışı, iç ve dış talebin de istikrarlı şekilde arttığını gösterdi.  Üretim artışında mevsimsellik ve baz etkisinden çok sektörün kendi iç dinamikleri belirleyici oldu. Eylül ayındaki üretim artışı ile birlikte ocak-eylül dönemi üretimi de geçen yılın yüzde 4,8 üzerinde gerçekleşti. 2017 yılı Eylül ayında inşaat malzemeleri alt sektörlerindeki sanayi üretiminde artış eğilimi ağırlık kazandı. 26 alt sektörden 22’sinde üretim geçen yıla göre artarken, dört alt sektörde üretim geçen yıla göre geriledi. Ocak-eylül döneminde ise 21 alt sektörde üretim geçen yılın üzerinde gerçekleşti.

Türkiye İMSAD olarak, ülkemizin ekonomik büyümesinin 2017 yılı sonunda yüzde 6-7 oranında, 2018’de ise yüzde 3-4 oranında gerçekleşeceğini öngörüyoruz. İnşaat sektörünün ise 2017 yılında yüzde 6,5 büyümesini, bu oranın 2018’de yüzde 4-5 aralığında olmasını bekliyoruz. Yıl sonu TÜFE beklentimiz yüzde 10-11, 2018 TÜFE öngörümüz ise yüzde 9-10 aralığında yer alıyor. Türkiye inşaat malzemesi sektörü olarak, 2017 yılı ihracatımızın 16-17 milyar dolar aralığında gerçekleşmesini, 2018 yılında ise bu rakamın 17-18 milyar dolar bandına çıkmasını hedefliyoruz.

Diğer bir konu ise, İstanbul’un daha birkaç yıl önce Avrupa’nın önemli metropolleri arasında, gayrimenkul yatırımı konusunda, ilk sırada yer alırken, 2018 için sıralamanın en sonunda olacağı öngörüsünün hızlı bir şekilde düzeltilmesi ve yabancı yatırımcının ilgisinin tekrar artmasının mutlaka öncelik kazanmasıdır.

2013 yılından bu yana yapılan yeni konutlarda, konut stokunun artması ve çift haneli yüzde rakamları ile ifade edilmesi, bu konuda stokları artıran lüks konutlardan ziyade arz yetersizliği olan düşük ve orta gelir grubu insanların ihtiyaçlarına çözüm üretmenin önemli olduğuna işaret etmektedir.

Denetimde yaşanan aksamalar acilen düzeltilmeli

2018 yılında acilen düzelmesini beklediğimiz başlıklar ise şöyle: Ülkemizde halen bir yapı yasamız yok. Yapı işleri genelde yönetmeliklerle düzenlenmiş durumda. Ancak birçok yönetmelikte, diğer yönetmeliklerle çelişen hususlar var. Örneğin, Yangın Yönetmeliği ile Isı Yalıtım Yönetmeliği veya Deprem Yönetmeliği arasında uyumsuzluklar var. Bu nedenlerle de yapı kalitemiz maalesef arzu ettiğimiz nitelikte değil. Tüm yönetmelikleri aynı çatı altında bir araya getirecek bir ‘Yapı Yasası’ ivedilikle oluşturulmalıdır. Ülkemizde binanın tasarımından yapımına kadar, denetimin de içinde olduğu bütüncül bir sistem kurulmalı ve toplumda güvenli yapı bilinci oluşturulmalıdır.  Biz, Türkiye İMSAD olarak, denetimin önemini her zaman ve her platformda vurguluyoruz. Türkiye’de çok acil bir Yapı Yasası’na ihtiyaç var. Bu yasanın çıkarılması, bir sektörü değil, tüm ülkeyi kalkındıracak bir hamle olacaktır. Denetim konusunda disiplini sağlamak için de olası ihmallerin önüne geçilecek bir denetim mekanizması oluşturulmalıdır. İnşaatlarda sadece betonun, demirin değil, yalıtım başta olmak üzere tüm malzemelerin, yapım/uygulama süreçlerinin de denetlenmesi gerekiyor. Denetimdeki aksaklıkları çözemezsek kalitesiz ve plansız yapılaşmadaki sorunların önüne geçmemiz mümkün değil. Binaların betonarme, çelik veya ahşap ya da başka bir malzemeden inşa edilmesinden çok daha önemli olan, neyle yapıldığı değil, nasıl yapıldığından emin olunmasıdır. Gelişmiş ülkelerde, canlı varlıkların yaşam kalitesine son derece önem verildiğini düşündüğümüz ülkelerde, ahşaptan gökdelenler yapılmaya başlanıyorsa, sizin malzemeler üzerinden yaptığınız tartışmanın rasyonel bir tarafı yoktur.  Betonarme bir bina “arme” değilse, çelik inşaat, ihtiyaçlara uygun yapılmış bir çelik inşaat değilse ya da ahşap bir bina, ister az katlı olsun ister çok katlı olsun; istenilen evsafta yapılmamışsa ve bu inşaatlar yapılırken doğru düzgün denetlenmemişse; depremlerin 4 ya da 7 şiddetinde olmasının, yangınlarda katlara göre kullanılacak malzeme tanımlarının yapılmasının hiçbir önemi yoktur. İnşaatı ne ile yaptığımız kadar nasıl yaptığımız da son derece önemlidir. 100 yıl dayansın diye yapılan binaların ömrü bir otomobil kadar. 20-30 yıl sonra tekrar dönüştürülecek yapılar değil, 100 yıllık yapılar inşa etmeyi hedefliyorsak, kullanılan malzemeden inşaatın yapım sürecindeki uygulama işlerine kadar her aşamada, ister ürün olsun ister uygulama olsun, vaat edilen standartların sağlanıp sağlanamadığının denetlenmesini önemsemeliyiz.

Belgeli malzemelerimiz belgesiz bir yolculuğa çıkıyor

“Kayıt Dışı” ve “Haksız Rekabet” sektörün potansiyelini ortaya koyması ve giderek artan bir ivmeyle küresel pazara yön verir hale gelmesi önündeki önemli bir engel. “Kayıt dışı”ndan kastımız sadece faturalı/faturasız satış değil, istihdamda da kayıt dışılıktan söz ediyoruz. Yarı mamul olan inşaat malzemelerimiz ancak uygulandıktan sonra tam mamul oluyor ve dolayısıyla üretimler fabrikalar dışında, inşaatlarda devam ediyor.  Belgeli malzemelerimiz belgesiz bir yolculuğa çıkıyor. Bu yolculuğun baştan sona denetlenmesi şart. Saçımızı kestirdiğimiz kuaförde sertifika zorunlu iken, başımızı soktuğumuz evleri yapan müteahhitlerde, ustalarda sertifika aramıyoruz. Müşteri için ürün, ustanın tamamladığı uygulamalardır. Bu nedenle sertifikalı meslek sahipliliğinin ve uygulama yapan meslek erbabının eğitimi, işinde devamlılığı ve sonuçlara olan etkisi nedeniyle malzemeler kadar izlenebilirlikleri önemlidir.

Kentsel doku odaklı bir dönüşüm planlanmalı

Deprem kuşağı üzerinde yer alan Türkiye için en önemli gündem maddelerinden biri kentsel dönüşüm. 7 milyondan fazla konutun deprem riskine karşı güvensiz durumda olduğu ülkemizde kentsel dönüşüm sürecini çok iyi yönetmemiz gerekiyor. Şu an uygulandığı haliyle, kolay satılabilir lokasyonlardaki ‘binasal dönüşüm’den çıkarıp esas ihtiyaç olan alt yapı ve alan düzenlemesi yaparak daha fazla insan, çevre ve kentsel doku odaklı bir dönüşüm planlaması yaratmalıyız. Doğru planlanmış bir kentsel dönüşüm süreci, kentlerin tükettiği enerji, su, gıda gibi ihtiyaçların tasarruflu kullanımını hedefleyerek orta vadede enerji verimli ve insan odaklı şehirler kurmamıza vesile olacak. Bu da, inşaat ve gayrimenkul sektörlerinin uzun yıllar dinamizmini korumasına katkı sağlayacak.
Toplumda güvenli yapı bilinci oluşturulmalı 
Öte yandan yasal düzenlemelerle, sektörel sivil toplum örgütlerinin piyasa denetimlerinde etkin rol alması sağlanmalı. Ülkemizde binanın tasarımından yapımına kadar, denetimin de içinde olduğu bütüncül bir sistem kurulmalı ve toplumda güvenli yapı bilinci oluşturulmalı. Bu yaklaşımla, kamu ile sektörümüzü ilgilendiren konularda iletişim ve işbirliği içerisinde olmaya devam ediyoruz. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Yüksek Fen Kurulu ile Türkiye İMSAD tarafından yürütülen çalışmayla yeni bir ‘İnşaat Genel Teknik Şartnamesi’nin hazırlaması için çalışmalara başlandı. Şu anda Bakanlık yetkilileri ile derneğimizin İnşaat Malzemesi Satınalma Şartnamesi Komitesi yoğun bir şekilde bu yeni teknik şartnamenin hazırlığını sürdürüyor. Bu, gerek içeriği gerekse de ‘Bakanlık-STK-Özel Sektör İşbirliği’ bakımından oldukça kıymetli bir çalışma. Bu çalışmanın bir an önce tamamlanması ve yeni şartnamenin yürürlüğe girmesini arzuluyoruz.

Dış ticaretimizdeki mevcut durumun fotoğrafını çekeceğiz
Sektörün en önemli çatı kuruluşu misyonuyla yola çıkarak 2013 yılından bu yana İnşaat Malzemeleri Sanayi Endekslerini yayınlıyoruz. Bu endeksler ile sanayicimizin faaliyetlerini, beklentilerini ve güven seviyesini ölçüp değerlendiriyoruz. Türkiye İMSAD olarak her ay düzenli olarak yayınladığımız bu endekslere bir yenisini daha ekliyoruz. İnşaat Malzemeleri Sanayi Dış Ticaret Endeksi ve İnşaat Malzemeleri Sanayi Sektörel Dış Ticaret Endeksi ile dış ticaretimizdeki mevcut durumun bir fotoğrafını çekeceğiz, amacımız inşaat malzemeleri sanayinin dış ticaret performansı yakından izleyebilmek. Böylelikle sektörün içindeki ve dışındaki tüm aktörlere yol gösterici nitelikte sürekli ve düzenli bilgiler veriyor olacağız.