Önceliğimiz şehri korumak

Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü

İnşaat sektörü, bugün ekonomisini geliştirmeye yönelmiş olan ülkemizin lokomotif sektörüdür. Dünya her geçen gün daha çok insanı topraklarında barındırmak zorunda kalmakta ve genç nüfus hızla artmaktadır.

Artan nüfus ile birlikte dünya hızla değişmekte ve gelişmektedir. Bu nedenle elbette ki insan ihtiyaçları da artmaktadır. En temel ihtiyaç olan başta barınma ihtiyacını karşılayan inşaat sektörü, artan insan ihtiyaçlarını karşılamak için anahtar rol üstlenen bir sektör olmaktadır. Bilindiği üzere her kentin baş mimarı o kentin belediye başkanıdır. Bu şerefli hüviyet ve ağır sorumluluğun bilinci ile hareket ediyoruz, kentimizin geleceğini inşa edecek önemli kararlar alma noktasında önceliğimiz her zaman şehri korumak, Çukurova’nın bereketli topraklarını, tarım arazilerini heba etmemek ana düşüncesiyle ilave imar düzenlemelerine karşı gerekli tüm mücadeleyi vermekteyim.

Barajlar, enerji üretim tesisleri, yollar, havaalanları, kentsel mekanlar, fabrikalar, hastaneler ve diğer tüm yaşamsal mekanlar ile o mekanları yaşanılır kılabilecek tüm altyapının ilk adımı ‘inşaat’la atılmaktadır. Geleceğe güvenle yürüme kararlılığında olan bir ülke, bu yürüyüşüne hiç şüphe yok ki inşaatla başlayacaktır. İnşaat sektörü, kendisine bağlı 200’den fazla alt sektörün ürettiği mal ve hizmete talep yaratan konumunda olup, bu yaygın etki, sektörün “ekonominin lokomotifi” olma vasfının en temel göstergesidir.

İngiltere’de yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre, ortalama yeni bir evde 150 farklı meslek kolunu ilgilendiren 23 bin parça bulunmaktadır. Hiçbir ekonomik faaliyetin bu kadar çok doğrudan ya da dolaylı etki doğurma gücü olmadığı dikkate alındığında sektörün lokomotif gücünün, gelişmekte olan ülkeler için vazgeçilemez değeri daha açık olarak ortaya çıkmaktadır. Fakat inşaat sektörünün öneminin idrakinde olmakla birlikte Atatürk’e kurtuluş ilhamı veren Adana’nın Belediye Başkanı olarak da hızla küçülmeye giden endüstri, kaybolmaya yüz tutmuş fabrikaların varlığını bilmekte ve bu noktada kentin her alanda gelişerek değişimi için mücadele etmekteyim.

Sektöre gerçekleştirilen yatırımlar kendisine bağlı çok sayıda sektörü de harekete geçirmektedir. Ülkemizde özellikle gecekondulaşma dolayısıyla çarpık yapılaşmadan dolayı kentsel dönüşüm seferberliği başlatılmıştır. Şehirlerin yeniden yapılandırılması adına çok sayıda konut projesi hayata geçirilmiştir. Ancak bilinmesini isterim ki kentsel dönüşüm adı altında yapılan parsel bazındaki yenilemeler kentsel dönüşüm değildir. Mevcut binaların yıkılıp yeniden yapılmasıyla gerçekleştirilen bu yenilemeler yeterli altyapı ve yol olmadığından ilave altyapı ve ulaşım problemleriyle bizi baş başa bırakmıştır.

Bu nedenle yürürlükte olan mevzuat yeniden değerlendirilerek, en az ada bazında yapılan dönüşüm ve yenilemelerle yol ve altyapısı daha önceden yapılandırılmış doğru ve etkin kentsel dönüşüm hareketine dönüşecektir. Üzülerek ifade etmeliyim ki kentsel dönüşüm olarak adlandırılan bu yenilemeler kısa vadede çözüm olarak görünse de orta ve uzun vadede ciddi problemlere dönüşecektir. Adana’nın geleceğini inşa etmeyi kendisine hedef koymuş bir belediye başkanı olarak bu durum şahsım ve kentim adına rahatsız edicidir.

1983’ten sonra kentin kuzeyinde yeni bir Adana oluştu. Jeolojik açıdan doğru bir tercihti ama orada yeni imar düzenlemeleri yüksek verilen yoğunluklarla, sosyal donatılardan yoksun fazla konut yükü meydana geldi. Kentsel dönüşüme şiddetle ihtiyaç bulunan yerler var Adana’da. Adana Büyükşehir Belediyesi olarak kentsel dönüşümü, binaları olduğu yerde yıkıp, yeniden yapmak olarak değil, şehri yeniden tasarlamak, yeni bulvarlar açmak, büyüme hedefine uygun ulaşım planlarını projelere dahil etmek, raylı sisteme altyapı oluşturmak, yeni sosyal donatı alanları geliştirmek, eğitim alanları tesis etmek, modern şehircilik planlarına ve ahlakına sadık kalmak olarak tanımlıyoruz. Yüksek yoğunluklarla kentsel dönüşümü istismar etmemek gerek. Hak sahibinin hakkını koruyup, müteahhidin cesaretini kırmayacak şekilde yoğunluk ayarlaması yapılmalı. Özellikle ifade etmeliyim ki Adana’da kentsel dönüşüme ihtiyaç duyulan yerler bulunsa da kentin yeni konut yapımına ihtiyacı yok. Nitelik nicelikten önemlidir bazen; konut üretimi için de bu durum böyle. Yapı müteahhitleri daha fazla konut üretmektense daha nitelikli konutlar üretmeli.

Nitelikli konut üretimiyle ifade etmeye çalıştığım milyonluk daireler, binalar değil; yüksek bütçeli konutlar Adanalı vatandaşlarımız için erişilebilir değil. Adana yüksek bütçeli konut alımını kaldıramamakla birlikte dairelerin küçüldüğü de bir gerçek. Müteahhitler daha küçük daireler üreterek daha fazla tüketiciye ulaşmaya çalışıyorlar.

Kentimizde, Büyükşehir Belediyesi olarak kent içi ulaşımın büyük arterlerde rahatlaması adına Adana’nın kuzeyden güneye yeni bulvarlarını planladık. Adana’da ilçe belediye başkanlarımızla siyasi ayrım gözetmeksizin uyum içinde çalışıyoruz. Hemşerilerimize onlar için çalışma sözü verdik ve iş birliği yapmak, birlikte çalışmak zorundayız. Belediyelerin birbirini çelmelediği bir yerde asıl çelmelenen şehirdir. Onun için Türkiye’de olmayanı başardık ve Adana için birlikte hareket ediyoruz.